Atatürk’ün Eğitime Verdiği Önem

Atatürk’ün Eğitime Verdiği Önem

Atatürk, büyük bir asker, büyük bir devlet adamı ve diplomat olduğu kadar eğitim alanında da milletimizin çağ değiştirmesini, atılım yapmasını sağlayan büyük bir önderdir.

Atatürk’ün millî eğitim konusuna gösterdiği ilgi ve bu konudaki ileri sürdüğü görüşleri incelendiği zaman, bu konuya adeta bir eğitim düşünürü gibi eğildiği, konunun bütün yönleriyle çok yakından ilgilendiği, çevresine millî eğitimin önemini anlatmak için her fırsatı değerlendirdiği, millî eğitimde göz önünde tutulması gerekli amaç ve ilkeleri açıklığa kavuşturduğu görülür.

Cumhurbaşkanı Atatürk, Adana İsmet Paşa Kız Enstitüsünde tarih dersinde (19 Kasım 1937)
Cumhurbaşkanı Atatürk, Adana İsmet Paşa Kız Enstitüsünde tarih dersinde (19 Kasım 1937)

Atatürk’ün gözünde Millî Mücadele; sırf askerî mahiyette, düşmanı vatan topraklarından kovmayı tek amaç bilen bir hareket değildi. Askerî alanda kazanılacak zafer, millî kurtuluşun ilk şartı idi. Fakat zaferden sonra yapılacak işler, bağımsızlık savaşı kadar önemliydi. Savaş sürerken bile Atatürk, savaş sonrasının sorunlarına hazırlanıyor, bu arada millî eğitim konusuna da eğiliyordu.

Kurtuluş Savaşı’nın en bunalımlı günlerinde düşman kuvvetlerinin kesin sonuca ulaşmak hayaliyle baskılarını arttırdıkları, ordumuzun Sakarya’ya kadar çekilmesine yol açan Kütahya-Eskişehir yöresindeki Yunan saldırısının tehlikeli şekilde geliştiği günlerde, 16 Temmuz 1921’de, Ankara’da “Maarif Kongresi” (Millî Eğitim Kongresi) toplanmıştır. Atatürk cephedeki şartların ağırlığına rağmen bu kongrenin ertelenmesine razı olmamış, hatta kongrenin açış konuşmasını kendisi yapmıştır. Bu konuşmada; devam eden savaşa ve bütün maddi imkânların düşmanı vatanımızdan kovmak için kullanılması zorunluluğuna rağmen “millî” ve “çağdaş” bir eğitimin temellerinin atılmasını, yapılacak işlerin sağlam bir programa bağlanmasını istemiştir. Bu konuşmasında; “Yüzyıllarca süren derin idari ihmallerin devlet bünyesinde açtığı yaraları iyileştirme yolunda harcanacak çabaların en büyüğünü, hiç şüphesiz, irfan (bilgi ve kültür) yolunda kullanmalıyız.” diyen Atatürk, acı bir gerçeğe parmak basar: “Şimdiye kadar izlenen eğitim ve öğretim yöntemlerinin, milletimizin gerileme tarihinde, en önemli etken olduğu kanısındayım.” Ayrıntıları eğitim uzmanlarına bırakmak istediğini belirterek bazı genel ilkelere değinen

Atatürk, eski devrin hurafelerinden, boş inançlarından, doğudan ve batıdan gelebilecek zararlı etkilerden uzak, millî karakterimize ve tarihimize uygun bir kültüre muhtaç olduğumuzu vurgular. “Gelecekteki kurtuluşumuzun büyük önderleri” olarak selamladığı öğretmenlere duyduğu derin saygıyı dile getirir. Çevresine inanç aşılar: “Silahıyla olduğu gibi dimağıyla da mücadele zorunda olan milletimizin, birincisinde gösterdiği kudreti ikincisinde de göstereceğine asla şüphem yoktur.” der.

Eğitim milletlerin bağımsız yaşayabilmeleri, kalkınıp güçlenmeleri bakımından hayati önem taşır. Atatürk’e göre, “…en önemli, en esaslı nokta eğitim meselesidir. Çünkü, eğitim bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum hâlinde yaşatır ya da bir milleti esarete ve sefalete terk eder.” Ankara’da toplanan Öğretmenler Birliği Kongresi’nde Atatürk, eğitimin bu görevini şu sözlerle ifade etmiştir: “Sizin başarınız, Cumhuriyet’in başarısı olacaktır. Hiçbir zaman hatırınızdan çıkmasın ki Cumhuriyet sizden ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister.” Atatürk’e göre eğitime ve öğretmenlere düşen başka bir görev de şudur: Millet olma bilincini geliştirmek, aynı millete mensup olma duygusunu güçlendirmek, millî beraberlik ve bütünlüğü pekiştirmek.

Yorum yapın