Modernizm Nedir

Geleneksel düşüncenin 16. yüzyıl Avrupa’sında terk edilmesi ve dogmatik anlayışın yerine aklın geçmesi ile modern olma kavramı ortaya çıkmaya başlamıştır.

Modern olma denildiğinde akla gelen ilk düşünce “yeni” ekonomik, estetik değişimlerin bir sonucu olarak geleneksel olandan ayrılma şeklinde tanımlayabileceğimiz modernizm; yalnızca bir olgu olarak düşünülmemesi gereken, modernleşmeyi içinde barındıran bir süreçtir. Bu süreç sosyolojik, ekonomik ve teknolojik unsurları da içine almaktadır. Bu yüzden sosyal, kültürel, endüstriyel ve ekonomik değişimlerin sonucunda ortaya çıkan modernite, toplumlara göre farklı algılanabilmektedir.

Modernizm, Avrupa’da yaklaşık olarak 17. yüzyılda ortaya çıkan, zamanla tüm dünyaya yayılan toplumsal değerler sistemine ve organizasyonuna verilen isimdir. Genel anlamda gelenek ile karşıtlık ve ondan kopuşun bireysel, toplumsal ve politik yaşam alanlarının tamamındaki dönüşümü ya da değişimidir. Modernizm, toplumsal ve bireysel hayatın her aşamasını hem derinden hem de geniş bir açıdan sarsmış ve değiştirmiştir. Modernizm, düşünsel olarak Aydınlanma Çağı’na, politik olarak Fransız Devrimi’ne ve ekonomik olarak da Sanayi Devrimi’ne bağlıdır. Marx, modernizmin kurumsal değişiminin nedeni olarak kapitalizmi verirken Durkheim, sanayileşme sürecini ön plana çıkarır. Durkheim kapitalizmin etkili olsa da merkezî olmadığını savunmaktadır.

Weber ise teknoloji ve rasyonelleşmenin modernizmin etkilerinden en önemlileri olduğunu ve bürokrasinin bu sürecin birincil sonucu olduğunu ileri sürer. Anthony Giddens’a göre ise modernite bütün bu nitelikleri içeren çok yönlü bir gerçektir. Postmodernizm, modernizmin temel ilkelerini büyük ölçüde reddeden “modernizm sonrası” ya da “modernizm ötesi” anlamına gelmektedir. Postmodernizm ister sosyal kurumsal yanıyla ister epistemolojik yanıyla ele alınsın, genelde bu hareketin Batı’da ortaya çıkan aydınlanmacı felsefeye ve bizzat modernizme yöneltilmiş bir eleştiri olduğunu söylemek mümkündür. Postmodernizm, bilime ve bilgiye yaklaşımın radikal bir eleştirisi ya da başka deyişle epistemolojinin sorgulanması demektir. Postmodern eleştiri ve sorgulamaların düğüm noktasını asıl bu olgu oluşturmaktadır.

Modernite ve Kapitalizm

Liberalizm ve Marksizm, modernitenin ortaya çıkardığı ulus örgütlenmesinin yapılanışında da görev üstlenir. Liberalizm ulusun merkezine burjuvaziyi, Marksizm ise proletaryayı yerleştirir. Ulusun iki temel inşası vardır. Bunlar burjuva ve proleter ulusçuluk olarak adlandırılır. Modernite kapitalizmle de özdeşleştirilir. Bir sistem olarak kapitalizm, modernitenin ekonomik belirleyenidir. Kapitalizmin ücretli emek, para-sermaye, özel mülkiyet, sömürgecilik gibi içerimleri onun tarihte yeni bir sistem olduğu değerlendirmesine yol açar ve moderniteyle eklemlenmesine sebep olur. Bu nedenle dönem tanımlaması olarak “kapitalist modernite” terimi de kullanılır.

Yorum yapın